Avustralya Açık 2012 – Batu Incecay
Batu Incecay Rotating Header Image

Avustralya Açık 2012

Bu yıl bayanlarda turnuva erkeklere göre daha çekişmeli ve daha sürprizliydi. 7 numara Zvonareva ve 9 numara Bartoli 3. turda turnuvaya veda ettiler. Yaprak dökümüne 4. turda Serena Williams da eklendi. Bu turda dünya 1 numarası Wozniacki Sırp Jankovic ile karşı karşıya geldi. Jankovic karşısında özellikle ilk sette kendi hakkında bugüne kadar söylenen tüm yorumları yalancı çıkaran bir oyun ile rakibini rahat geçti. Her şey bir yana 4. turun en önemli maçı geçen yılın finalinde karşı karşıya gelen Kim Clijsters-Li Na maçıydı. Gerçekten de beklendiği kadar çekişmeli bir maç oldu. Setlerde 1-0 önde olan Li Na 2. setin tie-break’inde de 6-1 öndeydi ve 5 kez maç sayısı şansı yakalamıştı. Bu anda bir üst tura çıkmasına kesin gözüyle bakılan Li Na, bu beklentileri suya düşürdü. Üst üste 7 sayı alan Clijsters, bir sonraki seti de oyundan düşen Li Na karşısında zorlanmadan geçerek adını çeyrek finale yazdıran taraf oldu. Eğer maçı izlemediyseniz en azından 2. setin tie-break’ini video paylaşım sitelerinde bulup izlemenizi tavsiye ederim. Bayanlarda kuranın üst tarafı alt tarafa göre oldukça zorluydu. 4. turdaki performansı ile finalin favorisi olduğunu gösteren Wozniacki Clijsters karşısında bu oyunundan en ufak bir eser bile gösteremedi. Wozniacki ikinci setin sonuna doğru bir sıçrama yapsa da biraz geç kalmıştıve Clijsters tie-break’i alarak adını yarı finale yazdırdı. Azarenka-Radwanska maçının ilk setinde özellikle de tie-break’de Radwanska üstün bir oyun sergileyerek durumu 0-1’e getirdi; ancak ikinci sete fırtına gibi başlayan Azarenka 6-0 ve 6-2’lik iki set ile maçı kazanıp Clijsters’ın yarı finaldeki rakibi oldu. Kuranın diğer tarafından da rahat maçlar çıkartan Sharapova ve Kvitova adlarını yarı finale yazdırdılar. Yarı finalde oldukça zevkli 3 setlik maçlar izledik. Turnuvanın favorisi Kvitova, Sharapova’ya yenilerek dünya 1 numarası olma şansını elinden kaçırdı. Üst taraftan da Azarenka, Clijsters’ı geçerek adını finale yazdırdı. Kazananın dünya 1 numarası olacağı maçta Azarenka bir final için fazla rahat bir maç ile 6-3 ve 6-0’lık setlerle Sharapova’yı yenip yeni dünya 1 numarası oldu. Yarı finalde yenilen Kvitova dünya 2 numarası ve diğer finalist Sharapova dünya 3 numarası oldu. Eski dünya 1 numarası Wozniacki ise 4. sıraya geriledi.

Erkeklerde çeyrek finale kadar pek bir sürpriz olmadı dersem pek yanılmış olmam. Zaten yarı finale dünya sıralamasının ilk 4 sırasındaki isimlerin kaldığını söylersem bir sürpriz olmadığını anlayabilirsiniz. Ama çeyrek final maçında Nadal Berdych maçına şöyle bir değinmekte yarar var. İlk seti tie-break ile alan Berdych ikinci sette set sayısı attığı seti Nadal’a kaptırmasa her şey farklı olabilirdi; ancak Nadal geri dönüşünü yaptı ve maçı 3-1 ile alarak adını yarı finale yazdırdı. Yarı finalin ilk maçında Federer-Nadal derbisi vardı. Sonuç beklenenden şaşmadı Federer ilk sette rakibini zorlasa da Nadal maçı çeyrek finalde olduğu gibi 3-1 geçerek adını finale yazdırdı. Maç sonunda kendisiyle röportaj yapan muhabirin kimi istiyorsun sorusuna: Beni 6 defa üst üste yenen Djokovic yerine Murray’i istiyorum tabii ki cevabı ile izleyenlerin düşüncelerini yanıltmadı. Yarı finalin ikinci maçında Djokovic, Murray ile karlı karşıyaydı. Murray setlerde 2-1 öne geçtiğinde; Djokovic’in üst üste 2 set alması pek de kolay gözükmüyordu. Djokovic neden 1 numara olduğunu ispatlar nitelikte 2 set ile maçı 3-2 kazanarak finalde Nadal’ın rakibi oldu. Final son yılın en alışılmış finaliydi. Üst üste Nadal’ı 6 kez yenen bir Djokovic bakalım bu maçta neler yapacaktı. Maç seyirciler oldukça keyifliydi. Dünyadaki en uzun Grad Slam finaline sahip olan maç 5 saat 33 dakika sürdü. Maç sonuna geçmeden önce; maç sırasında Djokovic gidiyor mu dediğim o anı anlatmakta yarar var. Maçın son setinde ve en uzun rallinin sonunda Djokovic topu dışarıya attığında kendini yere bıraktı. İşte o anda Djokovic maçı orada bitirdi mi soruları akıllara geldi; ancak  Djokovic muazzam bir geri dönüş ile doğru yerde rakibinin servisini kırarak maçı kazanmayı bildi. Maç sonunda sponsorlar ve diğer yetkililer konuşurken Djokovic ve Nadal’ın ayakta duracak hali yoktu. Tam bu sırada arkadan iki tane sandalye ve su geldi. İki raket bu konuşmaları oturarak dinlese de; birbirlerinin konuşmalarında ayakta durarak aslında birbirlerine ne kadar saygı gösterdiklerini bir kez daha göstermiş oldular. Turnuva sonunda dünya sıralamasında ilk 4 sıra değişmezken; Djokovic’in Nadal’a karşı üst üste aldığı 7. galibiyet ile aradaki rekabet daha farklı bir boyuta geldi. Bakalım Nadal bu seriye son verebilecek mi? Asıl soru Djokovic geçen yıl Federer’e karşı Roland Garros’da kaçırdığı Takvim Grand Slam’ini bu yıl yapabilecek mi? İzleyip göreceğiz. Bu yılın programını şöyle bir hatırlatmakta yarar var: 27 Mayıs Roland Garros, 25 Haziran Wimbledon, 28 Temmuz Olimpiyatlar, 27 Ağustos Amerika Açık. Aradaki güzel turnuvaları sayamıyorum bile; buna rağmen şurası belli ki bu yaz tenise doyacağız.