27. İzmir Festivali Özel Konseri – Batu Incecay
Batu Incecay Rotating Header Image

27. İzmir Festivali Özel Konseri

İzmir Festivali sanatseverleri müthiş konserlerle buluşturmaya devam ediyor. 2012 yılında düzenlenen 26. İzmir Festivali ile Berlin ve Viyana Filarmoni Orkestraları İzmir’e gelmişti. Viyana’yı bazı teknik aksaklıklardan dolayı kaçırsak da Berlin Filarmoni Orkestrası’nı Efes Antik Tiyatro’nun unutulmaz manzarasında seyretme şerefine nail olmuştuk. Bu yıl da 27. İzmir Festivali kapsamında New York Filarmoni Orkestrası İzmir’deydi.

Biletleri satışa çıktığı ilk gün (18 Şubat 2013’te) aldığımız için bilet konusunda bir sorun yaşamadık. Aylar geçip konser günü (2 Mayıs 2013) gelmişti. Konserin kalabalık olacağını düşündüğümüzden 45-50 dakika önce konserin olduğu Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ne vardık. Varmaz olaydık! Hiçbir yerde otopark kalmamış. İki saat kadar otopark arayarak geçirdim; bu arada konserin ilk yarısını da kaçırmıştım. Bu nokta organizasyon hatalarından bahsetmemde fayda var. Konser çok meşhur bir konser olduğu için salonun dışına büyük bir perde kurup sandalyeler koymuşlar. Bu sayede insanların ücretsiz olarak konseri izlemesi sağlanmış. Buraya kadar her şey normal; ancak bu insanların otoparka park etmelerine de izin verilmiş. İşte işler bu noktada çığırından çıkıyor. Biletli gelenler -konserden 10 dakika değil 50 dakika önce gelenler- ellerinde biletlerle yer ararken, biletsiz gelenler otoparka park edip çoktan yerlerine kurulmuşlar. Bunun yanı sıra otoparkın gereğinden fazlası da protokole ayrılınca organizasyon büyük bir kaosa sürüklenmiş. Yer bulamayan sadece ben değil; benim gibi onlarca kişi vardı. En azından bir daha sadece bileti olanların otoparka park etmesi sağlanırsa en azından biletimiz boşuna gitmemiş olur!!!

Gelelim konsere, 171 yıllık tarihi ile dünyanın en eski orkestralarından biri olan New York Filarmoni Orkestrası, 171 yıllık tarihinde ilk kez İzmir’deydi. Böyle bir ilki yerinde izlemek beni oldukça mutlu etti. İlk yarıdaki Emanuel Ax’ın solistliğini yaptığı Mozart’ın Piyano Konçertosu No:25’i kaçırsam da ikinci yarı oldukça keyifliydi. Şef Alan Gilbert şüphesiz iyi bir şey olsa da; izleyicilere keyif veren bir şef değildi. Kürsüdeki hareketleri ve sempatikliği ile geçen yıl Berlin Filarmoni’nin başında izlediğim Simon Rattle veya Türkiye’de bütün sanatseverlerin tanıdığı İbrahim Yazıcı ile uzaktan yakından alakası yoktu. Tabii ki her şefin bir tarzı vardır; ancak ben bir izleyici olarak biraz daha sempatik ve güler yüzlü bir şef tercih ederdim. Sadece şef değil; orkestra da aynı şekildeydi. Sanırım bu biraz da orkestranın olgunluğundan kaynaklanıyor. New York Filarmoni, Berlin Filarmoni’den daha olgun olduğu için biraz daha ciddi ve resmi bir orkestra. Bunu söylemek bana düşmeyebilir ancak orkestranın yüzüne baktığımda Berlin Filarmoni eserleri içinde yaşıyordu; enstrümanları ile bir bütündüler ve bunu seyirciye yansıtıyorlardı. New York Filarmoni ise eserleri yaşamak yerine evet çalıyorum, birazdan işimiz bitecek havasındaydı biraz da. Tabii ki konser oldukça keyifliydi; ancak Berlin Filarmoni’den aldığım tadı bana pek veremedi.

Her şey bir yana bu kadar büyük orkestraları İzmir’li sanatseverler ile buluşturduğu için başta İKSEV (İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı) olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim. Klasik müzik ile ilgili daha fazla etkinlik ve daha fazla festival görmek dileğiyle.

Not: Festival henüz sona ermedi ancak lojistik nedenlerden dolayı sadece festival özel konserini izleme şansına sahip oldum.