Batu Incecay Rotating Header Image

Şubat, 2013:

Malatya Seyahati

Şubat ortasında Malatya’ya gidiyor olduğum için herkesten duyduğum cümle “aman sıkı giyin” idi. Bu nedenle de valizimi fazlasıyla kazakla doldurdum. Hamallık etmişim. Malatya’da geçirdiğim dört gün boyunca hava, Malatya’ya gelmeden önce İzmir’de olandan daha güzeldi. Dönmeme yakın biraz yağmur yağsa da güzel bir bahar yağmurundan öteye geçmedi. Kabul etmeliyim ki gecenin ilerleyen saatlerinde hava biraz soğuk oluyor; bu durumda da bir battaniye çektiniz mi üstünüze tamamdır.

Mevsim kış olduğundan çevre yerlere gitme şansım pek olmadı. Bu nedenle gezip gördüklerim merkezden. Malatya’ya gelmeden önce Vedat Milor’un NTV’de yayınlanan programını izleyip nerede ne yeneceğini öğrenmekte yarar var. Ben gelmeden listemi çıkartıp yanıma almıştım. Şüphesiz hepsine gitme şansım olmadı ama naçizane gittiklerim hakkında yorum yapmaya çalışacağım. Sadece yemek değil tabii ki gezdiğim gördüğüm yerleri de anlatmaya çalışacağım.

Güzel bir kahvaltı için maalesef Keban Barajı tarafına gidemedim; ama merkezde de güzel yerler yok değil. Güzel yerden beklentiniz öyle yöresel bir kahvaltı değilse kanal boyunda birçok kafe var. Zevkinize göre bir tanesine oturup güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Kanal boyunun devamında bir şelale varmış; ancak yenileme çalışmaları nedeniyle kapalıydı. Açıldığında görmek isterim. Kanal boyundan yürüyerek çarşıya inmeden önce kanal boyundaki kafeleri sadece kahvaltı için değil güzel bir akşamüstü oturması için de tercih edebileceğinizi hatırlatmak isterim. Kanal boyu ile çarşı arasında Beş Konaklar var. Bendeki şans nedeniyle orada da yenileme çalışmaları vardı. Yine de yenileme çalışması tamamlanmış olan konakların birindeki restoranda yöresel yemekleri tadabilirsiniz. Benim deneme şansım olmadığı için maalesef yemekler hakkında bir yorum yapamayacağım. Restoranın yanında turist bilgi merkezi olarak da çalışan bir müze var. Ücretsiz gezebileceğiniz bu müzede Beş Konaklarda kullanılmış eski araçları, dönemin kıyafetlerini ve aksesuarlarını görebilirsiniz.

Çarşıya geldiğinizde İnönü Meydanı’nın altındaki kapalı çarşıyı gezmenizi öneririm. Normal bir çarşıdan pek bir farkı olmasa da İstanbul’daki Kapalıçarşı’yı bile gezmemiş birisi olarak benim için oldukça keyifliydi. Çarşıdan aşağıya doğru (orası aşağı olmayabilir ama olsun) indiğinizde Bakırcılar Çarşı’sı sizi karşılıyor. Bence o çarşıyı mutlaka gezmelisiniz. Gezmek derken öyle biblo veya aksesuar göreceğinizi umuyorsanız yanılıyorsunuz. Orada verilen emeği, yaptıkları işi izlemenizi öneririm. Benim önerim 15-20 dakikanızı ayırıp bir dükkanın karşısına geçmeniz ve oradaki ustanın emeğini seyretmeniz. Gerçek bir sabır ve emek işi. Bakırcılar çarşısı denilince Öz Güngör Kebap Salonu’na uğramazsanız çok şey kaybedersiniz. Vedat Milor’un programında görmesem belki Bakırcılar Çarşısı’nın ortasındaki o kebapçıya asla girmezdim; ama iyi ki Vedat Milor’u izlemişim. Fiyatlarının son derece uygun olması bir kenara hayatımda yediğim en güzel kebaptı. Kebabı 1.5 söylemeyi ve yanında da ayran istemeyi sakın unutmayın. Bakırcılar Çarşısı’ndan çıktığınızda karşınıza bir çok kayısı dükkanı gelecek. Döneceğinizi yere buradan kayısı almayı sakın unutmayın. Aman dikkat! Bir esnafa kayısı dükkanlarını sorarken verdiği nasihati aynen ileteyim. “Buradan olmadığını anlayınca fiyatı biraz fazla söylerler. Sakın ilk söyledikleri fiyata alma. Mutlaka pazarlık yap.” Bakırcıları gördük, yemeğimizi yedik, kayısılarımızı da aldığımıza göre geriye son bir şey kaldı: Tatlı. Kayısı dükkanlarının devamında bir çok tatlı dükkanı göreceksiniz. O tatlı dükkanlarının bir tanesine girip yassı kadayıf denemenizi öneririm. Yine de siz sadece yassı kadayıf ile yetinmeyin, gözününüz beğendiğini deneyin. Benden söylemesi!

Malatya’ya geldiyseniz dolma yemeden olmaz. Öyle zeytinyağlı biber dolması değil; Bumbar Dolması (bazı kaynaklara göre Mumbar dolması). Bağırsak olduğu için doldurması oldukça zor ve işte tam da bu nedenle çok değerli bir yemek. Bumbar’ın yanında Şırdan Dolmasını (bazı kaynaklara göre Şirdan veya Şirden) da denemenizi öneririm. Benim için biraz karabiberi fazla olsa da Bumbar ve Şırdan’ın bulgur ile birlikteliği tadılmaya değer.

Yedim, içtim az da olsa gezdim. Daha güzel havalarda tekrar görüşmek üzere Malatya… Umarım biraz olsun sizin de yiyeceklerinize ve gezmenize katkım olabilmiştir.