Batu Incecay Rotating Header Image

Mayıs, 2012:

İş Yavaşlatma Değil Hava Koşulları

Geçen hafta sonundan başlayarak (21 Nisan 2012) Türk Hava Yolları’nın 2 uçuşunda bulundum ve 1 kez de arkadaşımın uçuşuna tanık oldum. Şimdi sizlere  bu uçuşlarda yaşadıklarımı aktarmaya çalışacağım.

21 Nisan sabahı saat 7.00 uçuşu için 6.10’da İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndaydım 7.00 uçuşumun hava koşulları nedeniyle ertelendiğini ve kalkış saatinin 8.15 olduğunu görünce gözlerime inanamadım. Saat 9.00’da İstanbul’da bir toplantıda olmam gerekiyordu. Valizimi teslim etmek için kontuara gittiğimde; kontuarda -maalesef adını almayı unuttuğum- bir personel bana çok yardımcı oldu. Uçuşumu 6.30’a kaydırdı. Diyeceksiniz ki THY’nin öyle bir uçuşu yok. Evet yok o da sabah 5.00 uçuşun hava koşulları nedeniyle ertelenmiş hali! Havada gayet güzel; ama tabii biz üst tarafı bilemeyiz. Doğa ana uçuşları yavaşlatıyor mu ne! İzmir’den sorunsuz 6.30’da kalktıktan sonra 7.30’da İstanbul Atatürk Havalimanı’na iniş yapmıştık. Her şey yolundaydı. Pistten çıkıp park etmek için park bölümüne geldiğimizde iş biraz garipleşti. Park edeceğimiz yer belli, önümüzde uçak yok; yani her şey normal. Bir türlü oraya park etmedik! Yarım saat kadar bekledikten sonra elinde o malum televizyonlarda, filmlerde gördüğümüz işaret çubuğu olan bir çalışan geldi ve bize gel gel işareti yaptı. O anda uçak sola dönerek park yerine yerleşti. Ben işin uzmanı değilim; dışardan her şey kolay görünür mantığını da çok iyi biliyorum. Bu nedenle uçak illa o çalışanı beklemek zorunda mı, kendi kendine dönemiyor mu diye sormayacağım. O görevli neden yarım saat sonra geldi diye de sormayacağım. Görevli dediğim de hemen açayım TAV personeli. Malum İstanbul Atatürk ve İzmir Adnan Menderes Havalimanlarının (ve daha bir çoklarının) işletme hakkına sahipler. Görevli niye gelmedi diye sormuyorum; çünkü temennim o ki bir yavaşlatma değil, kalabalık nedeniyle oluşan bir gecikme bu. Sonunda park ettikten sonra otobüsler ile havalimanına taşındık. Sorunlar burada da devam etti. Zaten uçağın boşalması ve taşınmamız yirmi dakika kadar sürmüştü. Valiz alma bölümüne geldiğimizde bekleme burada da sürdü. Yine iş yavaşlatma olduğunu gösteren bir delil yok; kalabalıktan sıra bize geç gelmiştir. İlk valizin gelmesi otuz beş dakikayı buldu. Bu sırada başka uçuşa yetişecek olanlar haklı olarak ortalığı biraz kızıştırdılar. Sabahtan bir buçuk saat gecikmeli kalkan uçak; yerde yarım saat beklemiş ve valizler de ancak yarım saat sonra gelmişti. Bir bilgim olmamasına rağmen; gördüğüm kadarıyla valizleri taşıyanların üstünde TAV yazılı giysiler vardı, onlar da TAV personeli. Yoğunluk nedeniyle yaşanan gecikmelerden sonra ilk havalimanı maceram burada sona ermişti.

Ben İstanbul’dayken arkadaşım da 23 Nisan 2012 Pazartesi günü 9.00 uçağı ile İstanbul’a gelecekti. Telefonuna bir mesaj gelmiş uçuşunuz iptal edilmiştir diye. THY telefon faturaları fazla geliyor diye sanırım sadece mesaj atmış. Kim böyle bir telefon alsa hemen telefon açar. Telefonda arkadaşımın aldığı cevap şu: 10.00 uçuşu var bir saat erken giderseniz ona yer bulursunuz. Ya yer bulamazsak! Bundan sonra aynı konuşma bir kez daha gerçekleşti; malum insan uçuşunun garanti olmasını ister ama nafile. Neyse ki bir uçuş iptal edilip diğer uçuşla birleştiği için uçağı değiştirmişler büyük uçakla yer sıkıntısı çıkmamış. Ben de 9.00 uçuşunun neden iptal edildiğini öğrenmek için THY’nin resmi internet sitesine girdim. Hava koşullarına önlem amaçlı bazı uçuşlar iptal edilmiş. Kendi uçuşumda söylemiştim bu doğa ana uçuşları pek sevmiyor. Sakın aklınıza üç gün önceden nasıl tahmin yapıyorlar sorusu gelmesin. Teknoloji gelişti; artık bir kaç gün sonraki rüzgarları bile tespit edebiliyorlar. Bence burada asıl sorulması gereken şu: O saatte bir çok başka havayolunun ve THY’nin bir çok uçuşu yapılırken neden o uçuş ve bazı uçuşlar iptal? Bilmem mümkün değil; mutlaka yol üzerinde bir yerlerde hava bozuktur ondan iptal edilmiştir. Ben arkadaşımı karşılamak için havalimanında beklerken 11.10’da uçak indi anonsu geldi. Ben yirmi dakika kadar bekledim gelen giden yok. İstanbul Atatürk Havalimanı malum camlı, gelen yolcuları görebiliyorsunuz. Daha sonra arkadaşımdan öğrendim ki boş yer yokmuş o nedenle beklemişler. İstanbul’un Avrupa yakasına bu havalimanı artık yetmiyor; ama öğrendiğime göre yeni bir havalimanı inşaatına başlamışlar. Umarım hava ulaşımını İstanbul açısından rahatlatır yeni havalimanı. Havalimanı gözlemim de böyleydi.

Gelelim dönüşe. İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan İzmir Atatürk Havalimanı’na uçuşum 29 Nisan Pazar günü saat 23.00’daydı. İşim İstanbul’da erken bitince havalimanına erken gittim. Saat 19.30’da havalimanında kontuara geldim. Biletim çok geç olduğu için önceki bir uçuşa geçip geçemeyeceğimi sordum. Görevli beyefendi –ismini aldım ve THY’nin sitesinde özel olarak teşekkür ettim; ancak etik olması açısından buradan ismini vermeyeceğim- çok yardımcı oldu. Tüm isteklerimi yerine getirmek için elinden gelen çabayı gösterdi. Bir önceki uçuş olan 21.00 uçuşuna biletimi aldı. 21.00 uçuşu dedim ama o da 19.00’ın gecikmeli haliymiş! Hemen güvenlikten geçip kapının yolunu tuttum. Bu sırada bizim uçuş numaramız anons edildi ve kafeye gelirsek yiyecek alabileceğimiz söylendi. THY’de geciken uçuş çok gördüm; ancak yaptıkları gayet güzeldi. İçecekler biraz sıcak olsa da bize karşılıksız yiyecek sandviç –oldukça lezzetliydi- ve içecek verdiler. Bu sırada bizi uçağa almaya başladılar. Uçak sanırım yine uçuşlar birleştirildiği için büyük uçaktaydı. Uçağın kalkışı 22.00’ı bulunca 19.00 uçağı için muhtemelen çok daha erken gelen yolcular biraz isyan ettiler; ancak her şey bir yana benim anlamadığım bir nokta oldu. Biz uçağa bindikten sonra 21.20 gibi kapılar kapatıldı. Kapılar katıldıktan 5 dakika sonra o uçuşun klasik bölümü olan uçak güvenliği prosedürleri hostes ve hostlar tarafından anlatılacakken kaptanın anonsu tüm uçağı hayretler içinde bıraktı: “30-35 kişilik bir grubu bekliyoruz; onlar gelince uçacağız.” Burada bir yanlışlık vardı; eğer yolcu gelecekse neden güvenlik prosedürü sadece bize anlatıyordu? Diyeceksiniz ki çok önemli değil. Evet değil; ancak bildiğim kadarıyla yasal olarak o tedbirlerin tüm yolculara yapılması gerekiyor. Neyse dedik ve beklemeye devam ettin. Bu arada bir gariplik daha vardı. Kapılar neden kapandı? Yolcu gelecek bir uçağın kapıları kapanır mı? Burayı anlayamadım. Ya geleceklerdi gelmediler, ya da bizi biraz orada bekletmek için bir bahaneydi. Nedenini bilemiyorum; ama garip değil mi? Daha sonra sorunsuz olarak İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na indik ve havalimanından ayrıldık. Bu arada uçakta servis yapan hostesler son derece güler yüzlüydü.

Bu yazıda bir hafta boyunca yaşadığım uçuş tecrübelerini sizlere aktarmaya çalıştım. Burada yaşadığım olumlu ve olumsuz durumlar için eleştirilerimin bir kısmını THY’nin resmi sitesinden bir kısmını da Star Alliance’ın resmi iletişim kanalından kendilerine ilettim. Malum Star Alliance’a iletmek; Avrupa’nın En İyi Havayolunu yakından tanımaları açısından çok önemli! Bu yazıda yazdıklarım tamamen benim gördüklerim ve yaşadıklarımdır. Yazıda hiçbir kurum veya kuruluşu övme veya yerme niyetinde değilim. Bir müşteri olarak yaşadığım olayları kendi düşüncelerim ile başkalarına aktarmak istedim. Kimisi iş yavaşlatma der, kimisi hava koşulları, kimisi beklememiz gereken yolcular. Gerçek nedenlerini bilmek kolay değil. Zamanla belki bir şeyler ortaya çıkar; o zaman görürüz. O zamana kadar da yazabileceğimiz tek şey burada olduğu gibi kendi düşüncelerimiz. Herkese iyi uçuşlar.

Windows 8 Deneyimi

Windows 8’in Consumer Preview versiyonunun piyasaya sürülmesinden beri 2 ayı aşkın bir süre geçti. Ben bu yazımda size 2 ay süresince yaşadığım deneyimi ve aldığım Windows 8 eğitimlerini bir miktar aktarmaya çalışacağım. Bu aktarım sırasında da Windows 8 yerine Win8 diyeceğim baştan söyleyeyim =)

Win8 kullananlar mutlaka fark edeceklerdir ki; Win8 öncelikle dokunmatik için geliştirilmiş. Benim gibi dokunmatik olmayan bir bilgisayar kullanıyorsanız mutlaka biraz üzüleceksinizdir. Sadece biraz dedim; çünkü o keyfi mouse ile yaşayabilirsiniz. Üzülme için verdiğim süre burada sona erdi =) Şimdi gelelim Win8’i yakından tanımaya. Aman tanrım o da ne? Win8 açıldı ve karşıma klasik bir masaüstü gelmedi. Eminim ki birçok kişi o klasik masaüstünü arayacaktır. Merak etmeyin o da var; ancak gelin boş verin klasik masaüstü görüntüsünü. Biz o ilk açılan arayüz ile oynayalım. İstediğiniz gibi dizayn edebildiğiniz kayan çubuklu bir arayüz.  Bilgisayarım açılır açılmaz o arayüz sayesinde yeni gelen maillerim önümde akıyor, altında takvimimdeki yapacaklarım listeleniyor, yanında 25 GB’lık SkyDrive’ıma anında ulaşabiliyorum ve daha neler neler… Bilgisayar başında müthiş bir tablet deneyimi yaşıyorsunuz. Konu tam da istediğim yere geldi =) Win8 sadece bilgisayarlar için değil aynı zamanda tabletler için de bir işletim sistemi. Bu bize ne güzellikler sağlıyor gelin bir bakalım. Windows Phone kullananlar şu ana kadar anlattıklarıma biz bunları zaten biliyoruz; telefonumuzda aynı şeyler var diyebilirler. İşte ben de tam bunu söylemek istiyorum. Sizin elinizde bugüne kadar kullandığınız bir Windows Phone var diyelim; siz Win8 yüklü bir tablet aldığınızda veya Win8 yüklü bir bilgisayar aldığınızda öğrenmeniz gereken yeni bir şey olmayacak. Ya da en basitinden bir tanesine alıştıktan sonra bu rahatlığı başka yerlerde de yaşamak isteyeceksiniz ve bu rahatlıktan asla vazgeçemeyeceksiniz =)

Win8, Win7’nin bir üst sürümü değil. Win8 baştan yazılmış yeni bir işletim sistemi. Hem tablet hem de bilgisayarlarda çalışması için özel olarak düzenlenmiş.

Peki Win8’in kullanım kolaylıkları neler gelin bunlara bir bakalım. Açılış arayüzüne dönmek için ekranın sol alt köşesine tıklamanız veya gelmeniz yeterli. Menü kendini gösterecek ve tıklamanızın ardından karşınıza gelecektir. Sağ tarafta ise arama ve ayarlar menüsüne ulaşabilirsiniz. Başta söylemiştim aslında; her şey dokunmatikte daha güzel diye ama mouse ile de çalışıyor. Win8’ge göreceğiniz en önemli özellik açık olan programın tam ekran çalışması. Bu durumda bazı işlemler de biraz farklı oluyor. Örneğin programı kapatmak ve programlar arası geçiş yapmak için çarpı ve küçült butonları yok! Program sonlandırma işlemi oldukça sempatik. Açık olan programı aşağıya doğru sürüklerseniz program kapanmış oluyor. Ayrıca açık olan programları sol tarafa gelerek gezebilir veya listesini görebilirsiniz. Son olarak bir program çalışırken başka bir programı ekranın istediğiniz bir yerine sabitleyebilir ve böylece iki programı aynı anda kullanabilirsiniz. Burada anlatmak istediğim klasik masaüstünde yaptığımızdan biraz daha farklı. Biz bunu zaten yapabiliyorduk demeden önce bir denemenizi tavsiye ederim. Win8’i o kadar anlattım ama hiç Metro demedim. Bu yeni arayüzün adı Metro UI(kullanıcı arayüzü) butonlara dikkat ederseniz. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere bir çok ülkedeki metro işaretlerinden esinlenildiğini anlayacaksınız. Sadece butonlar değil; yazı stilleri ve daha birçok şey araştırmalar sonunda günlük hayatta en çok rastladığımız yerlerden alınarak karşımıza getirilmiş. Bu sayede hayatımızın önemli bir parçası olan bilgisayarlar ve dolayısıyla Win8, günlük hayatın diğer öğeleri ile tam bir bütünlük içerisinde olacak.

Win8’de yeni karşılaşacağımız özellikler ve yenilikleri biraz olsun anlatmaya çalıştım. Önerim şu ki Consumer Preview’i buradan indirin ve kendiniz de birazcık karıştırın; bu deneyimden kesinlikle memnun kalacaksınız.

Win8 ile gelen İnternet Explorer 10’dan da biraz bahsedeyim. Win8’i yüklediğiniz zaman İnternet Explorer 9 ile birlikte İnternet Explorer 10’un da beta sürümü karşınıza gelecek. İnternet Explorer 9 ile başlayan çıkış eminim ki devam edecek ve browserlar içerisinde İE10 oldukça iyi bir noktaya gelecektir. Bunu söylememin en önemli sebebi İE10’un yeni tasarımı. Yeni tasarımı oldukça etkileyici; biraz önce anlattığım Metro UI ile tam bir bütünlük içerisinde. Bu da hem kullanıcı açısından kolaylık sağlıyor, hem de gözümüze oldukça hoş ve Win8 ile uyumlu geliyor. Performans açısından gelecek düzenlemeler ile İE10 başka bir tarayıcıya ihtiyaç bırakmadan tüm işlerimizi oldukça performanslı bir şekilde yapacak gibi duruyor.

Win8’i anlattık. Peki ben Win8’e uygulama geliştirmek istiyorum diyenler ne yapacak bu konuya gelelim. Win8’e uygulama geliştirme şansınız var; ancak henüz Win8 çıkmadığından sadece Consumer Preview olduğundan dolayı uygulamanızı direk olarak yayınlama şansınız yok. Bu uygulamanızı yayınlama şansınız yok anlamına gelmiyor; uygulama yayınlamak ile ilgili detaylı bilgi almak isteyenler bana ulaşabilirler. Ulaşmak isteyenlere şunu söyleyeyim; uygulamanızın yayınlanabilmesi biraz da uygulamanıza bağlı =) Peki uygulamayı nasıl geliştireceğiz. Öncelikle Win8’in Consumer Preview’ını kurmanız gerekiyor. Daha sonra kurduğunuz bu previewa Visual Studio 2011 Beta’yı kurarak uygulama geliştirmeye başlayabilirsiniz. Uygulama geliştirmek için menüde Windows Metro Style göreceksiniz. Uygulamayı C# kullanarak geliştirebileceğiniz gibi, C++, Visual Basic veya Java Script kullanarak da gerçekleştirebilirsiniz. Gerisi size kalmış =) Kolay gelsin.